HER GUN BIR IYILIK
» 23/9/2007 - Ders Çalışmak Nasıl Zevkli Hale Gelir?
Yapabileceğinize de inansanız yapamayacağınıza da inansanız, haklı çıkarsınız.”
Henry Ford
Bizim hayatımızı şekillendiren yaşadığımız olaylar değil, o olayların ne anlama geldiğine dair inançlarımızdır. Sorun ne çevremizde ne de yaşadığımız olaylarda. Sorun bizim olaylara yüklediğimiz anlamlarda. Bizim onları nasıl yorumladığımızda. Bu gün kim olduğumuz ve yarın kim olacağımızı belirleyen bizim olaylar hakkında oluşturduğumuz inançlarımızdır. İnançlarımız neşe dolu bir ömürle, acılarla ve mutsuzluklarla dolu bir ömür arasındaki farkı belirler. Bazı bireyleri başarılı yapan, bazılarını da başarısızlık ve çaresizlik içinde yaşatan taşıdığı inançlardır.
İnançlarımız, neyin acı neyin zevk olduğunu belirleyen güçtür. Hayatımızda herhangi bir olayla karşılaştığımız zaman beynimiz iki soru sorar. 1) Bu acı mı yoksa zevk mi? 2) Şimdi ben acıdan kaçmak ya da zevke ulaşmak için ne yapmalıyım? Bu sorulara verdiğimiz cevaplara göre hareket ederiz. İnançlarımız neyin acıya ya da zevke yol açacağına ilişkin öğrenmiş olduğumuz genellemelerden oluşur. Bu genellemeler bizim tüm eylemlerimizi belirler. Dolayısıyla olaylar hakkında oluşturduğumuz inançlar hayatımızın yönünü tayin eder.
Ders çalışmaya yoğunlaşamamanızın nedeni onu algılayış biçiminizdir. Bu davranış hakkında öğrencilerin zihinlerinde çeşitli genellemeler vardır. “Ders çalışma nasıl bir faaliyettir? Sorusuna öğrenciler: “Sıkıcı buluyorum, nefret ediyorum, sınırlayıcı, çalışmak için istek olmalı, çalışmamak daha eğlenceli” vb. şeklinde cevaplar vermişlerdir. Zihinlerinde bu vb. genellemeler bulunan öğrenciler çalışmayı inanç ve alışkanlık haline dönüştürerek bu durumdan kurtulabilirler. Özellikle bu düşüncelerin olumlu hale dönüşmesini beklemek son derece yanlıştır. Beynimizde var olan bu genellemeleri kaldırmak için bir süre çalışmayı bir mecburiyet olarak görmek, onu bir tercih olayı olarak algılamamak gerekir.
Üniversite okumak sizin için bir zorunluluk mu? Yoksa sadece bir tercih mi? Uğrunda her şeyi göze alabileceğiniz bir etkinlik mi? Yoksa önemsiz, alelade bir şey mi? Ders çalışmaya, deneme sınavları yapmaya, binlerce soru çözmeye mecbur musunuz? Hayallerin ve hedeflerin için mücadele eder misin? Gece gündüz hep bunlara katlanabilir misin? İnanç bu tip sorulara evet cevabını verir ama tercih evet cevabını vermez.
Birçok öğrencinin kaybı ders çalışmayı bir tercih olarak algılamalarıdır. Onu inanç haline dönüştürürseniz yoğunlaşmayı daha kolay sağlayabilirsiniz. Eğer çalışmalarınızın sonucunda ulaşacağınız hedefleri bir tercih olarak görürseniz hedefleriniz hayalden ibaret kalır. Hedefe ulaşmak için tam bir inanca sahip olmak gerekir. Bununla beraber sizi hedefe götürecek her davranışı da bir inanç haline dönüştürmelisiniz. Öğrencilerin etkili bir çalışmayı sergileyemeyişleri, bu çalışmayı, gezme, Tv seyretme, internet, oyun vb. seçenekler arasında bir tercih olarak görmeleridir. Hedefe götüren her davranış bir inançtır. Hedefe olan inancı körükleyen, onun ateşini alevlendiren birer etkendir. Hedef üniversite ise ders çalışmak inançtır. O bir tercihten öte hedeflerinize ulaşmak için yapılması gereken bir zorunluluktur. Eğer üniversiteyi hayal ediyorsanız ona giden yolun ders çalışmaktan geçtiğini unutmayınız.
|
DERS ÇALIŞMAK |
|
BİR TERCİH İSE |
BİR İNANÇ İSE |
|
1. Yapmak zorunda olduğunuz için yaparsınız
2. İstediğiniz zaman yaparsınız
3. Gezme, TV seyretme, dinlenme vb. etkenlikler arasında bir seçenek olarak görürsünüz.
4. Çalışmaya uygun bir tutum takınamazsınız
5. Çalışmanın önemini kavrayamazsınız
6. Yapılmasa da olan bir etkinlik olarak algılarsınız
7. Bir türlü verimli çalışmayı başaramazsınız
8. Hedefinize ulaşamazsınız |
1. İstediğiniz için yaparsınız
2. İsteseniz de istemeseniz de yaparsınız
3. Zorunluluk alarak algılarsınız
4. Çalışmaya uygun bir tutum takınırsınız
5. Sarsılmaz bir inançla çalışmanız gerektiğine inanırsınız
6. Hedefinize ulaştıracak bir etkinlik olarak görürsünüz
7. Her zaman verimli çalışmayı başarırsınız
8. Hedeflerinize ulaşırsınız. |
Öğrencilerin çalışmaya gerektiği gibi yoğunlaşmaları için yapmaları gereken bazı davranışlar vardır. Davranışlar içinde bulunduğumuz durumun göstergesidir. Başarılı bir sonuç elde etmiş iseniz, o anki zihinsel ve fiziksel eylemlerinizi hatırlayarak aynı sonuca tekrar ulaşabilirsiniz. İnsanların çoğu, durumlarını yöneltmek için bilinçli hareket etmezler. Ya enerjik ya da çöküntülü olurlar. Herhangi bir alanda kişiler arasındaki farkı, kaynaklarını etkin olarak nasıl kullandıkları belirler.
Çoğu öğrencinin iyi yoğunlaşmak için aradığı şey durum değişikliğidir. Fakat birçoğu da bunu yanlış uygular. Çalışma isteği kaybolduğunda televizyon seyretmek, müzik dinlemek veya gezip dolaşmak gibi ders çalışma davranışı dışında çeşitli yollar denerler. Bunlar çalışma isteğinin uyanmasını sağlamadığı gibi tamamen ortadan kalkmasına neden olabilir. Çünkü seçilen bu davranışlar insanın hoşuna giden davranışlardır. İnsanlar hoşlarına giden davranışları yapmaya devam etmek isterler. Oysa ders çalışmak çoğu öğrencinin hoşuna gitmeyen bir durumdur. Onun için durum değişikliğini önce düşüncede başlatmalı. Daha sonra fizyolojinizde çeşitli değişiklikler olacaktır. İçinizde oluşan sıkıntılarınızı atamadığınızda, ders çalışmaya kendinizi veremediğinizde, çok istemenize rağmen dikkatinizi toplayamadığınızda hemen durumunuzu değiştirmeyi deneyin.
Önerilen Kitap:ARANIZDA DERS ÇALIŞMAYI SEVMEYEN VAR MI? TİMAŞ YAYINLARI
|
Bağlantı
|
» 23/9/2007 - Çocuğunuzun Nelere İhtiyacı Olduğunu Biliyor musunuz?
Çocukların neye ihtiyacını olduğunu bilen anne-babalar, bu ihtiyaçları daha iyi karşılar. Siz de çocuğunuzun ihtiyaçlarını öğrenin. Yarın çok geç kalmış olabilirsiniz.
Çocuk; evin, okulun, mahallenin, köyün, şehrin, kısacası hayatın çiçeğidir. Ve çiçeklerin büyümesi için suya ihtiyacı olduğu gibi çocuğun büyümesi, bedeni büyürken ruhunun küçük kalmaması için de bazı gıdalara ihtiyacı vardır.
Çocukların çiçekler gibi sabırla ve sevgiyle büyütülmeye ihtiyaçları vardır. Zordur; ama eser kendini gösterdikçe tarifi imkansız bir mutluluk vesilesidir. Mutlu ve sağlıklı çocuklar bizim geleceğimizdir. Onlara yapılan her emek geleceğimize sunulmuş en güzel armağandır.
1. SEVGİYE İHTİYACI VARDIR
Çocuğun kayıtsız şartsız, su, hava ve ekmek kadar sevgiye ihtiyacı vardır. Herkes çocukları sevdiğini söyler. Sevmek kadar sevdiğinizi hissettirmek de önemlidir. Sevdiğinizi hissettirmenin en kısa yolu onunla birlikte zaman geçirmenizdir. Çocuğunuzla küçük bir gezinti yapabilir, onunla alışverişe çıkabilir, onu seyredebileceği, ahlakını ve insani değerlerini yücelteceğine inandığınız sinemaya veya tiyatroya götürebilir, akşamları ödevine yardım ederek sevildiğini hissettirebilirsiniz. Unutmayalım ki; “Hayat sevgi ile başlar ve sevgi ile devam eder.”
2. SINIRLARINI BİLMEYE İHTİYACI VARDIR
Çocuğun sınırlarını bilmeye ihtiyacı vardır. Çocuk kendisinin başkalarından ayrı ve bağımsız biri olduğunu ne kadar erken hissederse ruhen daha olgun bir kişiliğe erişecektir. Bunun için birtakım basit ama önemli kuralları uygulayabilirsiniz. Mesela yemeği sofrada yeme alışkanlığınızı disiplinli bir şekilde sürdürürseniz, sofrada ayrı bir sandalyesi ve kaşığı, tabağı olan çocuk kendisinin farklı biri olduğunun eğitimini almış olur. Uykusunu kendine ait yatakta uyuması da bu eğitimin bir parçası olacaktır. Çocuk bütün zamanını bilgisayar başında harcamamalıdır. Ya da keyfine göre oyun oynamamalıdır. Zamanını belli sınırlarla değişik işlere, oyunlara paylaştırırsanız çocuğunuz sınırları bilen, yerini ve kendi öz değerini fark edebilen bir kişilikte yetişir.
3. SORUMLULUKLARINI BİLMEYE İHTİYACI VARDIR
Çocuğunuzu sorumluluk sahibi olarak yetiştirmeye çalışın. Çocuğun gelişimini sağlıklı sürdürebilmesi için önce kendine, sonra ailesine, topluma ve ülkesine karşı olan sorumluluklarının olduğunu öğretmeliyiz. Mesela, her yemekten sonra ellerini yıkamak, dişlerini fırçalamak, sağlıklı olduğuna şükretmek gibi öğretiler beden ve ruh sağlığı açısından çok önemlidir. İyi bir insan olması gerektiği, insanların en iyisinin diğer insanlara faydalı hizmetlerde bulunan kimse olduğu sık sık telkin edilmelidir. Böylece insanlara karşı sorumluluğu olduğunu bilerek büyüyen çocuk derslerini daha iyi çalışacak, daha güzel ve faziletli yaşamayı öğrenecektir.
4. ÖVGÜYE İHTİYACI VARDIR
Çocukların da diğer insanlar gibi övgüye ihtiyaçları vardır. Olumlu görülen her davranış alkışlanırsa daha olumlu davranışların yolunu açar. Övgü, dozunda, içten ve inandırıcı bir şekilde olmalıdır. Yapmacık övgüler aksi tesir bile doğurabilir. Yapılmayan bir davranıştan dolayı sırf övgü olsun diye övgülerde bulunmanın çocuğunuzun ruh ve karakter gelişimine bir katkısı olmayacaktır. Erişkinler zarafetli ve nezaketli olmakla çocuklara örnek olabilirlerse gelecek nesillere en büyük hediyeyi sunmuş olacaklardır.
5. FARK EDİLMEYE VE ÖZEN GÖSTERİLMEYE İHTİYACI VARDIR
Çocuğunuza özen gösterin, onun buna çok ihtiyacı var. Küçük ayrıntılara dikkat ederek özen gösterdiğinizi hissettirebilirsiniz. Misafirlere kahve ikram ederken, çocuğunuzu da hesaba katarak, ona “çocuklar kahve içmez” yerine “evladım kahveni nasıl içersin, orta mı, şekerli mi?” diye sorabilirsiniz. Giydiği elbiselerin ütülü olup olmamasına, renk uyumuna özen gösterdiğinizi ‘bu elbise sana çok yakışmış, ne kadar da güzel giyinmişsin böyle, aferin...’ gibi sözlerle onu fark ettiğinizi ve ona özen gösterdiğinizi hissettirmeye çalışabilirsiniz. Kendisine özen gösterildiğini hisseden çocuk daha dikkatli ve sorumlu davranış sahibi bir kişiliğe sahip olacaktır.
6. ÖZGÜR OLMAYA; AMA SINIRLARINI BİLMEYE İHTİYACI VARDIR
Çocuk özgür olmalıdır. Fakat özgürlüğün de bir sınırı vardır. Özgürlük başıboş, sorumsuz, sınırsız davranışlarda bulunmak değildir. Çocuk kendi sınırlarının ve başkalarına karşı sorumluluklarının olduğunun bilincinde olursa özgürce davranışlarda bulunabilir. Çocuğu özgürlük içinde bağımsız biri olsun niyetiyle yetiştireceğim diye onun her davranışını hoş görür, hatalarına göz yumarsak şımartılmış çocuk sendromuna sebep olabiliriz. Arabanızla giderken çocuk mutlaka arka koltukta oturmalıdır ve emniyet kemerini takmalıdır. Çocuk istemiyor, söylüyorum dinlemiyor, ne yapayım ben de bıraktım ipin ucunu, ne hali varsa görsün demek doğru değildir. Güzel bir sözle, tatlı tatlı ikna edilerek, çocuğunuzu sabırla eğitmekten başka bir çare yok. Kıyamıyoruz, hadi kalbini kırmayayım derken şımarık, sınır tanımaz bir çocuk yetişmesine sebep olabilirsiniz. Çocuğunuza her şey aldığınız, her istediğini yerine getirdiğiniz halde o hâlâ mutsuz ve doyumsuzsa, kendini dünyanın merkezi gibi düşünüp herkesin ve her şeyin kendi etrafında dönmesini istiyorsa, aşırı sinirlenme, taşkınlık gösteriyorsa aman dikkat!.. Şımartılmış çocuk sendromuna doğru gidiş söz konusudur... O halde, her şeyde ölçü, ikna metodu, şiddetten uzak sabır dolu eğitim yoludur.
7. PAYLAŞMAYI BİLMEYE İHTİYACI VARDIR
Çocuğunuza paylaşmayı öğretin. İyi bir insan olarak yetişmesinin yolu paylaşmaktan geçer. Çocuklar 3-4 yaşlarına kadar her şeye “benimdir” der. Bu ağaç benim, bu anne benim, tabak benim, kuzular, kuşlar her şey benim demek çocuğun hoşuna gider. Bu sahiplenme duygusu 4 yaşına kadar normaldir, hatta daha sonra sahip olduklarını paylaşabilmek adına iyidir de. 4 yaştan sonra hâlâ ‘her şey benim’ diyorsa o zaman çocuğa hızlı bir şekilde paylaşma duygusu eğitimi verilmelidir. Mesela başka insanların da sahip olduğu eşyalar olduğunu, ‘bu kalem babana ait’, ‘bu gömlek ablanın gömleği’, ‘bu saat anneninki’ gibi sözcüklerle başkalarının da eşyalarının olduğu tekrarlanırsa çocuğun şuuraltında paylaşma duygusu daha kolay yerleşir. Anne ve babalar çocuğu paylaşmak için zorlamalıdır. Bu, itici ve aksi tesir yapabilir. Çocuğunuzun cömert olmasını istiyorsanız küçük paylaşmalarını överek onu cesaretlendirmelisiniz. Çocuk çok sevdiği bir oyuncağı kardeşiyle ya da misafirliğe gelen diğer bir çocukla paylaşmak istemiyorsa, başka bir oyuncağı paylaşmasını tavsiye edebilirsiniz. İki çocuk paylaşma adına anlaşamıyorsa hemen müdahale edip taraf olmayın. Onların çözüm yöntemini biraz seyredin. Barışa ilk adım atan çocuğu ‘aferin’ diyerek övün.
|
Bağlantı
|
» 23/9/2007 - ARANIZDA DERS ÇALIŞMAYI SEVMEYEN VAR MI
» 23/9/2007 - 7 DİLDE SÖZLÜK
» 23/9/2007 - Kulüp Tanıtımları
|
Satranç Kulübü Satrancın sanatsal yanını ön plana çıkararak öğrencinin iyiye, güzele ve doğruya yönelmesini düşünce disiplininin gelişmesine yardımcı olmak ve girecekleri toplumda dengeli örnek kişiliğiyle yer almalarını sağlamayı amaçlar. Yeni başlayanlar temel stratejileri geliştirirler.
Matematik Kulübü Olay durum ve problemlere değişik açılardan bakabilme yeteneğini, neden sonuç ilişkisini fark edebilme becerisini olaylar arasında bağlantı kurabilme gücünü, yaratıcı düşünce, transfer etme ve uygulama yeteneğini araştırma ve birbirleriyle içinde geliştirmeyi amaçlayan kulüp matematik çalışmalarına ilgi duyan ve kendini bu yönde geliştirmeyi hedefleyen öğrencilerden oluşmaktadır.
Bilgisayar Kulübü Bilgisayarı oluşturan parçaları bunların çalışma prensiplerini, bilgi ve verinin doğru kullanımını, internet kullanımı ve internetten en verimli bir şekilde yararlanmayı, bilişimin işleyişini ve sadece doğru amaçlar için kullanımını öğrenirler ve yaşamın her kademesinde bu bildiklerini uygularlar. Öğrencilerin bilgisayarla ilgili her türlü çalışmalarında yardımcı olurlar.
Teknoloji ve Tasarım Kulübü El becerilerini ve yaratıcılıklarını geliştirmek, sanata duyarlı hale getirmeyi amaçlar. Öğrenciler hayal güçlerini ortaya koyar, zihin-kas koordinasyonunu geliştirirler. yıl içinde yarışmalara katılırlar. Bütün bu çalışmalarını yılsonunda sergilerler.
Fen ve Teknoloji Kulübü Öğrenciler bilimsel ve teknolojik gelişme ile olaylara merak duygusu geliştirirler. Araştırma okuma ve tartışma aracılığı ile yeni bilgileri yapılandırma becerilerini kazanırlar. Projeler geliştirirler ve yıl içinde düzenlenen bilim şenliklerine katılırlar.
Çevre Gezi ve İnceleme Kulübü Yeşili maviyi doğayı sevmek ve korumak dünyayı paylaştığımız diğer canlılara karşı sorumlulukları yerine getirmek için mücadele edilecektir. Çevre bilinci oluşturmak için eğitim çalışmaları yapacaklardır.Tarihi ve kültürel değerlerimize sahip çıkmak doğal güzelliklerimizi korumak yaşatmak ve bunları tanımak için geziler düzenlemeyi amaçlar.
Basketbol Kulübü Basketbol kulüp aktivitelerimizin temel amacı çocuklarımızın sosyal ve sportif olarak gelişmelerini sağlamaktır. Öğrencilerimizin fiziksel yönden gelişmeye, yeteneklerini ortaya çıkarmaya ve tercihlerinin şekillenmeye başladığı 9-15 yaş grubuna yönelik olarak çalışmalarımız sürmektedir.
Tiyatro Kulübü Tiyatro kulübünün amacı tiyatro sanatını tanıtmak, sevdirmek ve tiyatroya yetenekli öğrencileri saptamaktır. Bu bağlamda yetenekli öğrencileri görevlendirerek deneyim kazandırmak öncelikli amacıdır. 27 Mart Dünya Tiyatrolar gününde kulüp öğrencileri hazırladıkları oyunu sunmayı amaçlamaktadırlar.
Kültür Edebiyat Yayın ve İletişim Kulübü Türk dilini ve edebiyatını tanımayı ve korumayı amaçlar. Okul gazetesinin çıkartılması için öğrencilerin yazılı materyali derlemeleri ve okul yaşantısı içinde basın gözüyle çevrelerini gözlemlemeleri amaçlanmaktadır.
Müzik Kulübü Bir enstrümanı tarihçesi ve özellikleriyle tanıtabilmek, müziğe karşı ilgi ve isteği artırabilmek, kendi müziğimizi ve dünya müziğinden örneklerle yaş ve seviyelerine uygun bir müzik dağarcığı oluşturabilmek amaçlanır. Yapılan çalışmalar yılsonu etkinliklerinde sergilenecektir.
Soysal Dayanışma ve Yardımlaşma Kulübü Öğrencilerin işbirliği yapma, yardımlaşma, paylaşma davranışlarını geliştirmeyi amaçlar. Toplumsal olaylara duyarlı olmayı, toplumsal dayanışmanın öneminin kavranmasını sağlar. Yıl içinde çeşitli yardım kampanyaları düzenlenir. |
| |
| Amaçlarımız |
 |
| |
| Amacımız sizlerle birlikte, çocuklarımızın sevgi dolu, mutlu biçimde gelişimlerini devam ettirebileceği bir ortam hazırlamaktır. Bu noktada çocuğunuzla, incittiğiniz bir ilişki yerine, üreten ve ürettiğini paylaşan bir ilişki yaşamak istediğinizi biliyoruz. |
| |
|
Günümüzde çocuk yetiştirme çok daha kapsamlı ve üzerinde çok daha fazla durulması gereken bir konudur. Artık anne- babalar çocuklarını yetiştirirken, aynı süreklilikle kendilerini de yetiştirmek durumundadırlar. Bu nedenle artık dünden farklı şeyler söylemek gerekli diyoruz ve çocuğunuzla sevgi dolu bir yaşamı paylaşmak için aşağıdaki uyarılarımızı dikkate almanızı diliyoruz.
- Çocuklarınıza verebileceğiniz en değerli hediye ilgi ve zamanınızdır.
- Çocuklarınız sürekli bir büyüme ve değişme içindedir. Sizin çocuğunuz da olsa sizden ayrı bir kişilik geliştirmektedir. Onu tanımaya ve anlamaya çalışın. Onlara yaşamayı öğretemeyiz, hayatı ellerine hazır bir reçete gibi sunamayız. Ancak kendi ayakları üzerinde durabilmesi, isteklerine ulaşabilmesi ve kendi yaşamını kavrayabilmesi için destek ve yön verebiliriz.
- Onları, yeteneklerinin üstünde işler için zorlamayın, başarabileceği işler için güdüleyin. Ona, güvendiğinizi belli edin, onu destekleyin ve çabasını övün.
- Onu başkaları ile kıyaslamayın, umutsuzluğa kapılmasın. Yaşının üstünde olgunluk beklemeyin.
- Erkek çocukların babalarını, kız çocukların annelerini örnek aldıkları görüşü doğru sayılamayacak kadar ?genel? bir görüştür. Çocuklar sıcak, hoşgörülü ve ilkeli yetişkinleri kendilerine örnek alırlar. Bu nedenle çocuğunuza öğüt vereceğinize ona örnek olunuz. Sürekli nasihat vermeyin. Onlar nasihatlerinizden daha çok davranışlarınızdan etkilenirler.
- Birbirinize karşı saygı ve sevgiyi koruyun. Aranızda saygı ve sevginin azaldığını görmek onları yaralar ve sürekli tedirgin eder. Bir yuvanın sağladığı güven, saygı ve sevgi ortamı içinde birlikte yaşamayı öğrenmeliyiz.
- Çocuğunuzun yanlışlarını söyleyerek onun doğru davranmasını sağlayamazsınız. ?Ellerini yıka?, ?dişlerini fırçala?, ?odanı topla? demek yetmez. Söylediklerinizi çocuğunuzla birlikte yapar ve bu arada onu takdir eder, ona iyi sözler söylerseniz istediğiniz sonuçları elde etme şansınız artar.
- Çocuğunuza sık sık ders çalışması gerektiğini hatırlatmaktansa, yaptığı günlük programı televizyonun yanına asmasını isteyin.
- Günlük program ders ve sorumlulukların toplamı değildir. Programın içinde eğlenme, dinlenme, okuma, televizyon seyretme ve sosyalleşmenin yer almasını da teşvik ediniz.
- Günümüzde bir çok evde TV, çocuk bakıcısı olarak kullanılmaktadır. Çocukların eğitiminden anne- babalar sorumludur.
- Çocuğunuza paranın değerini öğretin. Her konudaki alım kararının öncelikle ?ucuz? veya ?pahalılık"la değil, alınacak nesnenin bu paraya ?değer? ve ?değmez? oluşu ile ilgili olduğunu anlatınız.
- Çocuğunuzun mizacından memnun değilseniz, kendinizin ve eşinizin aynı yaştaki durumunu soruşturun. Şaşılacak benzerlikler bulacaksınız.
- Çocuğunuzu değiştiremezsiniz. Onu ancak değişim için cesaretlendirebilir ve isteklendirebilirsiniz. Çocuğunuzu değiştirmeye çalışmak, onun üzerine oturmaya benzer. İstediğinizi elde ettiğinizi düşündüğünüz sırada, altta kalanın enkaz olduğunu fark edersiniz.
- Çocuğunuza karşı haksızlık ettiğinizi fark ettiğinizde, ona açıklamaktan korkmayın. Açıklamalarınız, sizi ona daha çok yakınlaştırır. Bunu zayıflık olarak görmeyin ve kullanmasından korkmayın.
Sonuç olarak, bu satırları okuyan tüm velilerimizi kutluyor ve onları, kendilerini geliştirmek isteyen ve yaptıklarından daha farklı yollar arayan Çağdaş Anne ve Babalar olarak kabul ediyoruz.
| |
Bağlantı
|
|
|
|
|